Son haftalarda Instagram’da markaların paylaştığı yeni bir iletişim dili hızla yayılıyor:
Gerçek zamanlı (real-time), hafif özürlü, esprili ve samimi reklam mesajları.
Markalar, minimal tasarımlı tek kare görsellerle
“Biz de insanız, bazen fazla iyi bile olabiliyoruz”
gibi içten bir ton yakalayıp kullanıcılarla sıcak bir bağ kuruyor.
Steril ve kusursuz kurumsal dilin yerini;
doğallık, spontanelik ve kendiyle tatlı tatlı dalga geçen bir tavır almaya başladı.
Akımın çıkış noktası basit:
Reklam gibi görünmeyen ama reklam etkisi yaratan içerikler.
Neden Bu Trend Bu Kadar İşliyor?
1. Mizah, sosyal medyanın evrensel dili.
Markalar kendilerini hafifçe tiye aldığında kullanıcılar bunu daha güvenilir buluyor.
2. Real-time etkisi yüksek.
Gündeme, yoruma veya topluluk içgörüsüne anında tepki veren içerikler algoritma tarafından da daha fazla öne çıkarılıyor.
3. Minimal tasarım göz yormuyor.
Temiz tipografi + tek cümle = hızlı tüketim ve yüksek hatırlanırlık.
4. Samimi markalar daha çok konuşuluyor.
Kusursuz görünme baskısından çıkan markalar, kullanıcılarla daha insani bir bağ kuruyor.
1,618 Agency Olarak Bu Trendi Nasıl Okuyoruz?
Bu trend, “marka olarak konuşan bir influencer” modeline benziyor.
Yani marka, kendi iç sesiyle konuşuyor ve duygu gösteriyor.
Bu, her markanın kolayca cesaret edemeyeceği ama doğru uygulandığında
toplulukta gerçek bir yakınlık ve sadakat oluşturan bir yaklaşım.
Ancak trendi başarılı kılmak için bazı kritik noktalar var:
• İçgörü şart.
Her özür aslında zekice kurgulanmış bir övünme olmalı.
“Çok hızlıyız”, “çok tercih edildik”, “çok konuşuluyoruz” gibi noktalardan türemeli.
• Hız çok önemli.
Real-time formatı, yaklaşımın kalbinde.
Haber, trend, yorum, mention, bir anda gelişen bir etkileşim…
Hepsi birkaç saatlik pencere içinde değerlendirilmeli.
• Marka tonu bozulmamalı.
Mizah yapmak için marka kimliğini feda eden içerikler ters teper.
Doğru denge bu trendin en kritik kısmı.
1,618 Önerileri: Markalar Bu Trendi Nasıl Kullanabilir?
1. Anlık duygu tepkileriyle içerik üretmek
Kullanıcıların gün içinde yaşadığı küçük duygusal iniş-çıkışları markanın diliyle yakalamak büyük etki yaratır.
Örnek:
“Bir anda herkes bizi konuşunca utanıp telefondan uzaklaştık.”
2. Ürün deneyimini tek cümlelik mizaha dönüştürmek
Hız, kalite, stok, beklenti… hepsi mizahi özre dönüşebilir.
Örnek:
“Hızımız yüzünden kapıyı açamadan siparişiniz gelmiş olabilir. Özür…”
3. Toplulukla ortak ‘iç şaka’ yaratmak
Sık sorulan sorular, DM alışkanlıkları, yorum kalıpları…
Hepsini sahiplenip espriye çevirmek topluluk bağını güçlendirir.
Örnek:
“‘Stok var mı?’ sorusunu bugün 27. kez duyduk. Biraz utanıyoruz…”
4. Mikro anları değerlendirmek
Bir influencer’ın mention’ı, viral olan bir yorum, bir takipçinin komik mesajı…
Bu tarz küçük tetikleyiciler real-time içeriğe dönüşebilir.
5. Mini real-time içerik serileri oluşturmak
Kampanyalar, yeni ürün tanıtımları veya dönemsel fırsatlar için
3–4 içerikten oluşan mini özür serileri markanın imza dili olabilir.
6. Influencer’larla karşılıklı mizahi iletişim kurmak
Influencer bir şey söyler → Marka real-time cevap verir →
Bu ikili etkileşim doğal viral etki yaratır.
Sonuç
Bu yeni trend, sosyal medyada samimiyetin ve mizahın gücünü yeniden hatırlatıyor.
Markalar, hızlı ve içten bir dille konuştuklarında kullanıcılarla daha güçlü,
daha “insani” bir bağ kuruyor.
1,618 Agency olarak bu akımın 2025 boyunca daha da rafineleşip
marka iletişiminde kalıcı bir yer edineceğini öngörüyoruz.
Kusursuzluk devri kapanırken,
samimiyet ve zekice kurgulanmış gerçek zamanlı içerikler ön plana çıkıyor.
