Kasım ayı geldiğinde hepimiz aynı sahneyi izliyoruz:
Reklamlar birbiriyle yarışıyor, e-posta kutuları “kaçırılmayacak fırsatlarla” doluyor, markalar ekranın bu tarafından el sallıyor:
“%70’e varan indirimler başladı!”
Ama dürüst olalım…
Artık kimse şaşırmıyor.
Çünkü herkes aynı şeyi söylüyor.
Black Friday, bir dönem “alışverişin bayramı”ydı; şimdi ise markaların kim olduğunu hatırlayıp hatırlayamadığı bir sınav günü.
Ve bu noktada asıl soru şu:
Markalar gerçekten neyi satıyor — ürün mü, yoksa algı mı?
⚡️ Fiyat Satmak Kolay, Güven Satmak Zor
Tüketiciler artık indirim oranlarına değil, markanın niyetine bakıyor.
Her yıl aynı cümlelerle gelen dev kampanyalar, bir noktadan sonra güven aşındırıyor.
“Geçen hafta 1000 TL olan ürün bugün 500 TL ise, geçen hafta bana ne satmıştın?”
İşte yeni nesil tüketici bunu sorguluyor.
O yüzden Black Friday dönemi artık sadece “satış fırsatı” değil, marka güveni testi.
Kazananlar, fiyat değil değer satan markalar oluyor.
💬 1,618 olarak biz diyoruz ki:
“Tüketici indirimden etkilenmez; samimiyetin indirimli hâline inanmaz.”
🧠 Tüketici Akıllı, Marka Daha Akıllı Olmalı
Artık herkes fiyat karşılaştırıyor, geçmiş kampanyalara bakıyor, “önce zam sonra indirim” oyunlarını fark ediyor.
Yani kısacası:
Tüketici uyandı.
Peki markalar ne yapmalı?
- İndirim sunarken şeffaf olmalı.
- Kampanyayı hikâyeyle bağlamalı.
- Sadece “satın al” değil, “katıl” diyebilmeli.
Örneğin:
- “Bu cuma sadece fiyat düşürmüyoruz, karbon ayak izimizi de düşürüyoruz.”
ya da
“İndirimi paylaş, bir kısmı ihtiyacı olana gitsin.”
Bu tarz fikirler, markayı “ticari” değil “insani” bir zemine taşır.
💡 Brand Friday: İndirimden Anlama Dönüş
“Brand Friday” kavramı tam olarak bunu anlatıyor:
Marka hafızasına yatırım yapmak.
Sadece o gün satış yapmak değil, o gün markanın karakterini göstermek.
Bunu yapabilen markalar, Kasım bittiğinde de konuşuluyor.
Çünkü tüketici artık “ne sattığınla” değil, “nasıl sattığınla” ilgileniyor.
- Ürünün indirimde olabilir ama değer algın indirimde olmasın.
- Kampanya dönemi değil, karakter dönemi.
- Kısa vadeli satış değil, uzun vadeli sadakat hedefle.
1,618’in Bakış Açısı:
- Bizce Black Friday artık “fırsat kovalamak” değil, fırsatı yeniden tanımlamak demek.
Bir markanın duruşu, dili, verdiği mesaj — hepsi o kalabalığın arasında bir anda netleşiyor.
Çünkü herkes satış yapıyor, ama çok azı gerçekten hikâye anlatıyor.
- Yani belki de bu yılın en cesur hareketi şu olabilir:
“Biz bu Black Friday’de indirim yapmıyoruz, ama sözümüzü tazeliyoruz.”
Sonuç:
- Black Friday döneminde markaların satması gereken şey ucuzluk değil, anlam.
Kısa vadede ciroyu artırmak kolay; uzun vadede marka değerini büyütmekse strateji ister.
Ve 1,618 olarak biz inanıyoruz ki:
“Her kampanya, markanın karakterini yeniden yazar. O yüzden her fırsat günü, bir marka sınavıdır.”
