Markaların Madde Bağımlılığı 24 Ağustos 2015, Pazartesi

Markayı 4 madde tahlilinden geçirmek yetiyor da artıyor sanırım. Bunlar;

1. Yönetim ve Organizasyon

2. Kaliteli Ürün

3. Pazarlama Ağı

4. Reklam ve Tanıtım

Bu maddeler birbirleriyle sürekli  iletişim içerisindedirler. Öyle ki yıllar öncesinde firmalar veya kuruluşlar ürün üretmenin her şey olduğunu düşünerek ürün odaklı hareket ediyordu. Haliyle firma ve kuruluşlar ilk önce ürünün olmasını ve bunun çok geliştirilmesi gerektiğini anladılar. Sonrasında ürünle birlikte nasıl bir stratejik hareket planı olması gerektiğine karar veren yönetim ve organizasyonun önemini kavradılar. Yönetim ve organizasyon ise daha çok insana ulaşabilmek için pazarlama yapmaları gerektiği kanısına vardı. Buna en iyi örneği Henry Ford ile vermek isterim. Henry Ford 1950-60 yılları arasında klasik siyah Ford arabası için “Dünyada siyah renk bitene kadar ben bu arabayı üreteceğim” demişken. 1965 yılında meşhur kırmızı Mustang marka arabasını piyasaya çıkarmasıdır. Çünkü Ford artık pazarın değiştiğini ve ürününü pazarlamak için ürün yenilemek ve çeşitliliğin olması gerektiğini kavramıştı.Reklam iletişimleri özellikle 1960-2000 yılları arasında inanılmaz bir ivme kazanarak hem marka patronlarını hem de bu markaları satın alan son kullanıcıların başını döndürmeye hala devam etmektedir.

İşte tüm bu 4 madde kendi payına düşeni fazlasıyla yerine getirmek için günümüzde inanılmaz bir iletişim ve hızla yollarına devam etmektedir.

İşin en ilginci her şey insanların gözleri önünde olup biterken, tüm bunları anlamlandıracak bilgi birikime sahip olan marka sayısının Türkiye’de çok az olmasıdır.

Dünya’da bu 4 maddeyi birlikte başaran bir çok marka görebilirsiniz. Coca Cola, Adidas, Nike vb. Türkiye’de ise bu sayının az olmasının sebebi bilgi birikimine verilen önemin ve ar-genin çok zayıf olmasıdır. Mesela, Türkiye’de iyi yönettiğini düşünen yöneticilerin, ürüne çok önem veren firmaların, bu ürettiklerini satmak için çok değişik Türk usulü pazarlama sergiledikleri aşikardır. İşte gittikleri yolda anlamadıkları 4. maddenin yani Reklamın iletişiminin kafalarını karıştırdığını rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz. Çünkü reklam yaratıcılık-renk-strateji-duygu yönetimi gerektirmektedir. Bu algının ticari bir kuruluşun anlaması için ne departmanları ne de reklam anlayışları tam oluşmamıştır.

Burada en fazla sorumluluk Yönetim ve Organizasyona düşmektedir. Yönetim 4. güç olan Reklam ve Tanıtım’ı kendi bünyelerinde ahengli bir hale getirebilirse diğer 3 maddenin nasıl büyüyüp serpildiklerini görmüş olacaktır. Türkiye’de buna en iyi örnek isimlerin başında hiç kuşkusuz Cem Boyner gelmektedir. T-Box’ın yaratılma ve lansman aşamasında reklama olan inanılmaz yaklaşımı sayesinde, başarıyla ürününü satış raflarına koymuştu.

Evveeet! İşletmecilik zor, ürün üretmek zor, pazarlamak da zor. Tabii reklam yapmak da zor. Ancak gelişen ve büyüyen global dünyanın artık tüm bunları sorguladığını bilmek ve görmek artık şart. Kolaycılık ve anlık kararlar markaları hiç bir yere götürmüyor. Dünya değişiyor ve Türkiye 4. güç Reklam ve Tanıtım’ı anlayamazsa kısır döngüsünü kıramayarak ithal markalara hizmet etmeye devam edecektir.

Özün sözün söylediği şudur ki; markayı ben 4. maddesinden tanırım.

Darısı 1-2 veya 3 maddelilerin başına.

<